Yorglass Cam Olarak, Gelişmiş Bir Toplum İçin Üretiyor, Değişmekten Bıkmıyoruz

Yorglass Yönetim Kurulu Başkanı Semavi Yor­gancılar ile gerçek­leştirdiğimiz söyleşide soru­larımızı şu şekilde yanıtladı;

Öncelikle 2018’in şirketinizdeki yansımaları nasıl oldu, nasıl bir yıl geçirdiniz?

Ülkemizde sanayi üretiminin %9,8 azaldığı, özellikle inşaata yönelik üretim yapan sektörlerdeki kayıp­ların çok ciddi olduğu ve hepimizi ilgilendiren düz cam üretiminin de %18,4 azaldığı bir yılı geride bıraktık. Tabi bu listeyi resmi işsizlik oranları, genel olarak üretim rakamlarındaki düşüş gibi birçok olumsuz sonuç ile uzatabiliriz. Ama yeni yıla yeni bilgi ve güzel paylaşımlarla girelim.

2018 yılında Manisa yatırımınızın haberini almıştık, 2019 yılında yeni gelişmeler mevcut mu? Biraz bah­seder misiniz?

Evet, yeni haberlerimiz var. Aslında bu haberleri üç bölüme ayırabiliriz. Birincisi, Organizasyonel değişiklik­lerimiz, şirketimizin stratejik hedefleri doğrultusunda yenilenen ve ilk kez Avrasya Cam ile İş Ortaklarımız’a tanıtacağımız kurumsal kimliğimiz ve unvan değişikliğimiz. İkincisi şir­ketimizin dijitalleşmeyle ilgili yapmış olduğu yatırımlar ve üçüncüsü ise devam edecek yatırımlarımız.

Bildiğiniz gibi Cam Merkezi 1974 yılında Yorsan olarak kuruldu. O zamandan itibaren 1987 yılında Yorcam, 1989 yılında Türkiye’nin ilk dekoratif cam işleme tesisi olarak üretime başlayan Yorglas ve bu­gün Ticari Soğutucu ile Beyaz Eşya sektöründe dünya devlerine hiz­met veren Yorim kurularak yatırım­larımız ve büyümemiz devam etti.

2008 yılında bu şirketleri tek bir çatı altında birleştirdik ve hepsini Cam Merkezi şemsiyesi altında topladık. 10 yıldır o gün koyduğumuz strate­jiler doğrultusunda yolumuza de­vam edip, 2018 yılını da başarılı bir şekilde tamamladık.

45. kuruluş yılımızda Türkiye’nin 6 farklı şehrinde 750’den fazla çalışa­nı ile hizmet veren, 60’a yakın ülke­ye ihracat yapan, odaklılık stratejisi sayesinde gelişiminin sürekliliğini sağlamış ve bunu inovasyon ve sür­dürülebilirlik alanında aldığı ödül­lerle taçlandırmış büyük bir Aile ha­line geldik.

Geldiğimiz bu güzel nokta ve sürdürülebilirliğini garantilemek için düzenli olarak yaptığımız Strateji Çalıştaylarının çıktılarını, Pazardan, hem iç hem de dış müşterilerimiz­den aldığımız geri bildirimleri de­ğerlendirdik. Bu şirket kimdir? Nasıl bir davranışa sahiptir? Nereye git­mek istiyor? Analizlerin ve çalış­maların neticesinde şirket temel stratejilerimizden ‘Odaklılığı’ Mar­ka Yönetimine de taşıdık ve daha etkin bir marka kullanımı sağlamak amacıyla marka stratejimizi baştan çalışıp var olduğumuz iş kollarımızı, aradaki sinerjiyi, odaklılığımızı ve gücümüzü temsil edecek şekilde kurumsal kimliğimizi yeniledik.

Bu yenilikleri ilk defa burada lanse ediyorsunuz. Avrasya Cam Fuarı’nda da bu yenilikleri görme şansını elde edeceğiz. Yenilik süreci hakkında bilgi alabilir miyiz?

Evet. Bu önemli bir konu, İş Ortaklarımız Marka Değişikliğini ilk defa Avrasya Cam’da duyacaklar. 45. Yılımızda yeni marka stratejimiz ve yeni kimliğimizle yolumuza devam ediyoruz. Bizim için bu yapı yeni olsa dahi; sektör için Yorglass markası yeni değil biliyorsunuz. 1989 yılından bu yana satina cam işleyen ve sektörde bilinirliği yüksek bir markamızdı. Hem aileyi hem de camı çağrıştıran elimizdeki bu değer ile devam etme kararı aldık. Benim için tabi ki; 45 yıllık bir Yorsan markasından veya 10 yıllık Cam Merkezi markalarından vazgeçmek de zor oldu. Fakat şirketimizin stratejileri, gelişimi ve büyüme ivmesi bu değişimi gerektiriyordu. İlk etapta vazgeçmek zor olsa dahi; çok da çabuk benimsedik diyebilirim. Şirket içinde yayılım ve etkileşim çok hızlı gerçekleşti. Ortamın gereği neyse bunu yapmak ve değişime direnmemek gerektiğine inanan bir bakış açımız var. Yolumuza da bu şekilde devam ediyoruz. Temennim yeni adımız, Yorglass Cam’ın bu vizyonunu nice 45 yıllar ve gelecek nesiller ile devam ettirmesi.

Yatırımlarınız ile ilgili neler söylemek istersiniz?

Bildiğiniz gibi şirketimiz özellikle endüstriyel cam işleme konusunda faaliyet gösteriyor. Ve bunu da ağırlıklı olarak ihracat pazarlarını dikkate alarak yapıyor. Bu bağlamda son 5 yıl içerisinde Bolu’da 2 tane, Eskişehir’de 1 tane ve en son yaptığımız

Manisa’daki İlk Akıllı Fabrikamız ile 2018 yılının yatırımlarını tamamlamış olduk. Bugün artık dijital teknolojiler ile tetiklenen 4. Sanayi Devrimi hayatımızda biliyorsunuz. Akıllı robotlar, büyük veri, nesnelerin interneti, 3-D baskı uygulamaları, bulut gibi dokuz teknolojinin bu devrimin tetiklenmesinde çok önemli rolü olduğunu biliyoruz. Bu devrimle ortaya çıkan Endüstri

4.0 kavramı da artık sadece değer zincirlerinin parçalarının kendi içlerinde otomasyonu değil; birbirleri ile entegre çalışması olarak tanımlanıyor. Entegrasyonun en temel özelliği ise tüm değer zinciri adımlarının birbiri ile gerçek zamanlı ve sürekli iletişim halinde olması ve bu sayede akıllı, kendisini uyarlayan bir sanayi sürecine ulaşmış olma vizyonu olarak ortaya çıkıyor. Bu vizyon, daha hızlı, daha esnek, kalitesi daha yüksek ve daha verimli bir sanayi yolculuğunu tanımlıyor. Bu bilinçle temellerini attığımız, 70 dönümlük arazide, 35.000 m2 kapalı saha ile kurulu ve grubumuzda ilk defa Endüstri 4.0 altyapısına uygun üretim sahası ile faaliyet göstereceğimiz ilk işletmemiz oldu Manisa Fabrikamız. İşletmenin 3’te 1’i Kasım ayının sonunda devreye girdi. Diğer 3’te 2’si de Mart ayında başlamış olacak. Şu an deneme üretimleri devam ediyor. Buradaki amacımız tamamen dijital bir fabrika yaratmak. Bununla ilgili tüm alt yapımızı tamamladık.

Şirket olarak Odaklılığın dışında Yatırımı da sevdiğinizi söyleyebilir miyiz?

Yaklaşık 4 yıldır her sene Haziran ayında Cam Merkezi, yeni adımızla Yorglass Cam olarak Stratejik Planlama Çalıştayı yapıyoruz. Bu toplantıda değişen dünya, talep, pazar, ürün, imkanlar veya imkansızları dikkate almak suretiyle Yorglass Cam gemisinin yönünü ne tarafa çevireceğimiz konusunda Grup olarak mutabakat sağlıyoruz. Bu yere sağlam basmamamızı, her yıl kendimizi yenilememizi, körü körüne bir yere bağlı kalmamamızı sağlıyor diyebilirim. Bizi genç ve dinamik tutan şey bu aslında. Bu yatırımları yapmak aslında çok zor değil. Mühim olan yapacağınız yatırımlardaki üretimleri satabilmek. Sadece satmak da değil, bunu sürdürülebilir ve karlı bir şekilde devam ettirebilmek önemli. Biliyorsunuz bu yıl ocak ayının son günlerinde babamı kaybettim. Rahmetli babam bütün çevresi tarafından çok sevilen, sayılan ve de sanayinin duayeni olarak adlandırılan bir insandı. Bizim işimiz çok zor. Ondan aldığımız bu emaneti gelecek nesillere devredebilmek çok önemli. Şu an şirketimiz de Cam kısmında 750 kişi çalışıyor. Yıl sonu itibariyle bu 800 olacak. Bu çok ciddi bir sorumluluk. Bizim hem şirkete karşı, hem çalışanlarımıza karşı hem müşterilerimize hem de tedarikçilere karşı sorumluluğumuz var. Dolayısı ile bu sorumlulukları yerine getirebilmemiz için ciddi bir çaba sarf etmemiz lazım. Kuyruklu yıldız gibi parlayıp sönerek değil, istikrarlı şekilde yolumuza devam etmemiz lazım. Biliyorsunuz dünyada ve Türkiye’de aile şirketleri maalesef 2. Veya 3. Nesilden sonra kapanıyorlar veya el değiştiriyorlar. Bu sayede çok ciddi bir kaynak israfı oluyor. Hiçbir zaman ve hiçbir şekilde biz bunların sürdürebilirliğini sağlayamıyoruz. Benim en büyük hayalim ve en büyük hedefim şirketimizi kendi kendini, sahip olduğu profesyonel kadrolarla yönetebilir halde oluşturmak ve bunun sürdürülebilirliğini sağlamak. Biz yıllardır bunun için çaba sarf ediyoruz. Umarım bugün ki başarımızı bizden sonraki nesillerde bu kültürle devam ettirirler. Çünkü bir şirket kolay yaratılmıyor. Bir marka olmak kolay değil. Ciddi bir marka yaratmak, 60 ülkeye mal satabilmek, 1000’in üzerinde müşteri portföyünü yönetebilmek ve güven sağlamak çok önemli ve zor bir konu. Bunları devam ettirebilmek hem o şirket açısından, hem o şirketin ortakları açısından hem de ülke açısından çok önemli değerler.

Bir Türk markası olarak ülkeye karşıda bir sorumluluğunuz oluyor aslında. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Geçen sene ihracatımız 50 milyon doları geçti. 50 milyon dolar çok büyük bir rakam. Türkiye’de 50 milyon dolar ihracat yaptığınız zaman, ihracat yapan şirketler arasında ilk 500 şirket arasına giriyorsunuz. Hâlbuki Türkiye’de yüzbinlerce şirket var. Her biri İtalya’daki , Almanya’daki, Kore ve Japonya’daki şirketler gibi bu rakamlarla ihracat yapabilse, Türkiye’nin hiçbir şeye ihtiyacı kalmayacak. Hiçbir sorun olmayacak. İşsizlik sorunu, döviz sorunu, dış ticaret sorunu olmayacak.O zaman çok daha rahat bir ülke haline geleceğiz.

İhracat bu tür zorlu dönemlerin üstesinden gelmek için lokomotif diyebilir miyiz?

Tabii ki diyebiliriz. Ama maalesef bizdeki sorun şu ki; herkes birbirinin yaptığı işleri taklit ediyor. O şekilde büyümeye çalışıyorlar. Pasta büyümediği halde aynı pastayı paylaşanlar çoğalıyor haliyle. Onlar çoğaldığı müddetçe de gelirler ve kar oranları düşüyor.

Çok zorlu süreçlerden geçtiğimiz halde büyümeyi hedeflemek, bu ülkeye yatırım yapmak sizi yıldırmıyor. Ülkeye yatırım yapmaya devam ediyorsunuz. Böyle bir vizyonunuz var. Bu konu hakkında ne söylemek istersiniz?

Bizim geçen seneki yaptığımız Manisa projesi için yatırımımız 100 milyon TL idi. Geçen seneki ortamı, faizlerin artışını, dövizin ikinci yarıdaki artışlarını düşünürseniz normal şartlarda akıllı insanın yapacağı şeyler değil bunlar. Nasıl ki stratejik planlama toplantısı yapıyorsak, aynı şekilde risk toplantıları da yapıyoruz. Aşağı yukarı her şirketin başına gelebilecek riskler tanımlanmış durumda. Eğer siz bu tanımlanmış risklere karşı ne yapabileceğinizi, ne zaman yapabileceğinizi, nasılyapabileceğinizi önceden görüp planlarsanız, tedbirlerinizi alırsanız, o riskler gerçekleştiği zaman hiç etkilenmezsiniz. Ama siz döviz gelirleriniz yokken dövizle borçlanırsanız iflas edersiniz. Bir müşteriye toplam işinizin %50’sini bağlarsanız ve o müşteride bir problem olursa yine bu durumda da iflas edersiniz. Çalışanlarla ilgili problemlerinizi vaktinde çözmezseniz yine iflas edersiniz diyebilirim. O yüzden bu riskleri önceden tanımlayıp tedbirini alırsanız bir hasar görmezsiniz.

2019 yılındaki planlarınız nelerdir?

Bundan sonraki yatırımlarımızda yurtdışı planımız var. Bizim şu anki operasyonumuzun %50’si yurtiçinde, %50’si yurtdışında. Yurtdışındaki operasyonlarımızı kuvvetlendirmek, müşterilerimize daha yakın, daha hızlı hizmet verebilmek için yurtdışında yatırım yapmayı düşünüyoruz. Bununla ilgili yaklaşık 1 yıldır bir çalışmamız mevcut. 2019 yılının ortalarına doğru bunu da gerçekleştirmiş olacağız. Bunu yurtdışına ağırlıklı olarak odaklanma olarak düşünmememiz lazım. Bu Türkiye’deki operasyonlarımızı kuvvetlendirecek, Türkiye’deki ihracatımızı destekleyecek bir çalışma olacak.

Dolayısıyla bunun Türkiye’deki ihracatımıza çok ciddi bir pozitif etkisi olacağını düşünüyoruz.

Geçen sene fuar sayımızdaki röportajımızda Cam merkezi müşterileriyle rekabet etmiyor demiştiniz. Bu çok önemli bir detay. Burada bir ayrıcalıklı hizmet gözlemliyoruz. Müşteriyi ön planda tutuyorsunuz. Bu da vizyonunuz ve misyonunuzun

içinde var diyebilirim. Bu konu hakkında neler söylemek istersiniz?

Müşterilerimiz bizim her sürecimizin merkezindedir. Biz tüketiciye hizmet vermiyoruz. B2B diye nitelendirdiğimiz,karşımızda her zaman profesyonel kurumlar var. Kuruma hizmet verdiğiniz zaman tüketiciye verdiğiniz hizmetle aynı derecede olmuyor. İkisinin mutlaka farklı frekansları ve söylemleri oluyor. Sektörde 45 yıldır Ayrıcalıklı Hizmetin Adresiyiz diyoruz. Bu ayrıcalıklı müşteri yaklaşımını 2019 yılında gözden geçireceğimiz ve kendi Müşteri Davranış iş modelimizi yaratacağımız yeni bir B2B projemiz var. Bu konuda şirket içerisinde kurduğumuz bir grup ve dış eğitmenimiz var. Onlarla beraber yürüttüğümüz yaklaşık 3-4 aylık bir proje. Bu nisan sonunda bitecek. Bittiği zaman inanıyorum ki rakiplerimizden ciddi bir fark yaratmış olacağız. Bu da bize pazarda farklı bir yer sağlayacak. Bunların hepsinin temelinde az öncede bahsettiğim gibi müşterilerimiz bütün faaliyetlerimizin merkezinde. Her zaman da böyle olacak. Kendi Müşteri Davranış Modelimizin etrafında kurduğumuz Süreçlerle Yönetim, B2B Projesi, Dijitalleşme, Endüstri 4.0 altyapısı gibi yapmış olduğumuz ciddi yatırımlarımız var. Çağın gereklerini yerine getirme suretiyle müşterimizin hayatını kolaylaştırıyoruz. Bu kolaylaştırma sayesinde de müşterilerimizin bağlılığı daha çok artıyor, bu sayede de yatırımlarımızı finanse edebilir hale geliyoruz.

Tek bir marka altında toplanmak büyümenin gerekliliğidir diyebilir miyiz?

Kesinlikle. 16 sene önce bizim şirketimiz sadece İzmir’de faaliyet gösteren bir şirketti. 1990’lı ve 2000’li  yıllara kadar geçen süre boyunca Türkiye’de hizmet veren bir şirket haline geldi. 2000’li yıllardan sonra ise ihracat ile birlikte dünyada 60 ülkeye ihracat yapabilen, Türkiye’de birçok müşterisi olan bir firma haline geldi.

Yorglass Cam’ı tanımlayacak olursak global bir şirket diyebiliriz. Siz nasıl tanımlıyorsunuz?

Yorglass Cam hızlı, yaratıcı, çözüm üreten, global vizyonu doğrultusunda tüm dünya camlarının buluştuğu bir merkez. Bunların gerekliliğini yaptık ve yapmaya da devam ediyoruz. Herhangi bir değişime uğramazsak, bundan 40 sene önceki İzmir’de kurulan şirketle bugünkü şirkete haksızlık etmiş oluruz. O zaman ki hayatımızla bugün ki hayatımız aynı değil.

Başarıyı sevmenin sürekliliği arttırmasının üzerinde nasıl bir etkisi olduğunu düşünüyorsunuz?

Öncelikle şirketimizin mihenk taşı genç, güçlü ve dinamik ekibimizdir, bunu özellikle belirtmem gerek. Pazarda yaptığımız tüm anketler, görüşmeler, aldığımız geri bildirimler de bunun en büyük göstergesi. Gelişime ve değişime bu kadar açık, dinamizmi yüksek bir ekibiniz varken; başarı arzusu da kaçınılmaz oluyor. Yaklaşık 7- 8 yıldır şirketimizde çalışanlarımızla beraber kurduğumuz bir performans sistemimiz uygulanıyor. Performans sistemi hedeflerle yönetim demek biliyorsunuz. Santralde çalışan arkadaşımdan tutun, direktör arkadaşıma kadar herkesin bir hedefi var. Hem kişisel hem şirket hedefleri var. Bu hedeflerle yönetiyoruz şirketi. Bu hedeflerle yönettiğiniz zaman insanlar belirli bir ivmeyi kazanıyor. Sonrasında ise kendisiyle de bir yarış hali içerisinde oluyor. Her zaman şirketin hedefleri ağırlıklı ama şirketin hedefini şirkete ulaştırırken kendi hedeflerini de icra etmek durumunda oluyor. Kendinizi aşarak yapıyorsunuz. Bu da şirket içindeki motivasyonu destekliyor.

Yorglass Cam olarak çalışan sirkülasyon oranı çok düşük o halde. Bunu nasıl başarıyorsunuz?

Evet, bizde çok fazla sirkülasyon olmuyor. Üç kurum değerimizden biri ‘İnsana Değer Veren’dir. Bürokrasidendoğan çizgilerin olmadığı, ünvanların yalnızca çalışma alanları ve sorumlulukları belirlediği bir yapımız var. Bunun doğal çıktısı da sinerjisi ve motivasyonu yüksek bir ekip. Bağımsız kuruluşlar aracılığı ile yaptığımız bağlılık anketlerinin sonuçlarıda yönümüzün doğruluğunu kanıtlıyor. En son yapılan anket sonuçlarımızda kuruluş içi çalışan bağlılığı oranımız %64 idi ki bu oran Türkiye ortalamasının çok çok üstünde biliyorsunuz. Ayrıca Odaklılık stratejimizin burada da meyvelerini yiyoruz. Çalışan tarafından bakıldığında; kariyer yolculuğuna destek olacak, sürekli gelişimini sağlayacak bir işveren her zaman tercih sebebi. Sorumluluk ve görevlerin net olduğu, uzmanlaşma ve gelecek vaat eden bir kariyer inşa etme avantajları da bağlılıklarına destek oluyor. Performans sistemimizin sunduğu analizler doğrultusunda çalışanlarımızın şirket içi rotasyon olanağı da var. Çalışanlarımızla yollarımızı ayırmadan önce; öne çıkan özelliklerine uygun başka görevlerde de kendilerini ifade etme fırsatı sunuyoruz. Odağımızda her zaman ‘kazanmak’ var ve bu anlamda elimizden geleni yapıyoruz. Tabii ki tüm bu sonuçlar sadece bizim projelerimiz ya da denememizle olmuyor. Çalışanlarımızın isteği ve başarısı arzusundan beslenen sinerjik yapımız ile birlikte sirkülasyon oranımız haliyle düşük oluyor.

Avrasya Cam Fuarında ne gibi yenilikler gözlemleyeceğiz?

Standımızda yeni marka stratejimiz ile tanışacak, yeni yüzümüzü göreceksiniz. Buradan da bu vesileyle herkesi standımıza davet etmiş olalım.

Son olarak; başarı kriterleriniz nelerdir?

Biz var olduğumuz pazarların hepsinde ülkemizde birinciyiz. Dünyada da ilk 5’in içindeyiz. Odaklanma, ölçme, değişimdenkorkmamak, analiz etmek, hesap vermek, niş pazarlardan ayrılmamak, oyun alanı olarak dünyayı belirlemek, hızlı ve çevik olmak ve marka yaratmak gibi başarı kriterlerimiz var. Hem bu başlıklar hem de müşterilerimiz ile kurduğumuz güven odaklı ilişkiler bizi farklı kılıyor.

Bir Yorum Yazın..